
33 Yıl önce bugün, Maraş..

They told me, I could be anything I wanted..
So, I became a God.
Canım arkadaşlarım, bu intikam nefret iletilerinden falan hakkaten de sıkılmadınız mı? Olmuyor bir şey, eskiden de sokaklarda yürünürdü o zaman da olmazdı.. Şimdi de facebook’ta, twitter’da listelerimizdeki 200-300 kişiye intikam arzularımızı gösteriyoruz yine olmuyor. Ölenler öldüğüyle kalıyor.. “Şehit oldular” diyoruz ki içimiz rahatlasın. İnancınıza saygım var ama benim çocuğum şehit de olsa ölmesin.. Büyüsün, yaşasın, görsün, yaşlansın şehit olmadan ölsün.
Biz bu yazıları yazıp, okuyup, üzülüp, sinirleniyoruz. İki dakika sonra da arkadaşımızın yeni eklediği fotoğrafa bakıp eğleniyoruz. Tabi ki tutun yasınızı elinizden geldiğince tepkinizi gösterin ama unutmayın ki o askerlerin evlerinde zaman geçmiyor.. Biraz değişmeyi deneyelim artık, daha mantıklı düşünmeyi deneyelim..
Okuyorum.. Bugünkü ölümlerine nedeni AKP ve ona oy verenler yazmışsınız.. Bitim kadar sevmem AKP’yi.. Ama kim gelseydi olmayacaktı? Kim varken olmadı? En güzel örneği burada: http://bit.ly/pvi3co Son 25 yılın bütün liderleri var bu fotoğrafta.. Hepsinin kemiğine dayanmış bıçak vaktiyle. Bugünkü ölümlerin hesabını hükümetlerden değil, 30 yıl önce bu nefreti yaratanlardan, o nefreti bugün halen devam ettirenlerden yani kendinizden sorun. Biraz okuyalım, araştıralım ki karşımızdakinin isyanını da bilelim. (Şuradan başlayın dayanabilirseniz: http://bit.ly/hf7Ak7 ) İletilerinizde yazdığınız işkence methodlarının en alâları uygulandı 1980’de, 1993’te. Nefretle, işkenceyle, baskıyla bitecek olsa o zaman biterdi bu terör.
Söylediklerimizin ne kadarının gerçekten kendi düşüncemiz olduğuna da bir bakalım. Ezberlenmiş cümlelerle çözüm gelmediğini ne zaman anlayacağız? Söylenmemiş, söylenememiş cümlelerin zamanı gelmedi mi? Ben askere gitmek istemiyorum mesela.. Bunun en büyük nedeni de gidenlerin anlattıkları.. Çoğunuz da benim gibisiniz, askerlik kalkacak olsa dansözler oynatırsınız ama lafa gelince askerliğin öneminden, ne büyük bir şeref olduğundan bahsedersiniz. Bırakalım artık bu sahtelikleri de yeni şeylerden bahsedelim. Eğer BDP ile anlaşılması gerekiyorsa, iki taraf da taviz vermeye yanaşıyorsa, ölümler öyle bitecekse bitsin. Tek yolu özerklikse o da tartışılsın.. Hayatınızda belki bir kere indirim sitelerinden fırsat kuponu alıp gideceğiniz, gezmekten çok facebook’a koymalık fotoğraflar çekileceğiniz topraklar için böyle yaygara koparmayın ki bir 50bin insan daha ölmesin.
Geçenlerde twitter’da (adını hatırlayamadım kusuruma bakmasın) birisi bir soru sordu: “Biri gelip size bir hap verse ve bu hap sizi 1 dakika içinde acısız bir şekilde öldürecek olsa.. Ama bu hap zamanda bir kırılma yaratıp, size o son 1 dakikanızı 50 yıl şeklinde hissettirse.. Ve o 50 yılı istediğiniz her şeyi elde ederek çok mutlu bir şekilde geçirecek olsanız.. Kısaca, size 50 yıllık mutluluklarla dolu sanal bir dünya yaşatacak olsa, o hapı içer miydiniz?”
Kimse içemez o hapı.. En azından ben dahil tanıdığım insanların %95i içemez. Hayatın çok tatlı gelmesinden değil, ölümün, inançlı inançsız herkes için bir bilinmezlik olmasından.. O bilinmezliği bir şekilde içine sindiren insanlar da ailesini, arkadaşlarını, sevdiklerini bırakma korkusundan içemez.. Ölümün bu en tatlı hali bile korkunçtur arkadaşlar. O yüzden intikamı, nefreti falan bırakalım artık.. O dandik barakalarda aylarca uykuya ölüm korkusuyla dalan çocukların korkularını azaltacak bir şeyler bulalım..
(Source: muratcolakmusic)

70’ler..
Bugün tam 15 yıl olmuş Paşa gideli
su çatlağını buldu. #iyikidogdunhrantdink
Üretimde özensizliğin son noktasını merak ediyorsanız işte karşınızda! Ortaköy’deki bir milyoncuda satılan bu ürün Çin malı, kitap şeklinde bir gizli kasa. Arkasında duran Sherlock Holmes de aynı şekilde.. Ama bizimkisinin farkı üzerindeki yazılar.
Muhtemelen bu ürünlerin üretimi için bir şablon hazırlanmış. Şablonda, kitabın isminin yazılacağı yere, Türkçe’de “yazıyı buraya yazınız” manasına gelen “YOUR TEXT HERE” yazılmak istenmiş ama ne mümkün. Günde 55 saat çalışan Çinli dostum, şablonu hazırlarken conta yakmış ve R yerine klavyede yanında duran T harfine basmış. Sonuç “YOUT TEXT HERE” olmuş. Altına da “örnek yazı” anlamına gelen “Sample Text” yazılmış. İşin daha ilginç kısmı, kitapları basıma sokan kişinin bu yazılanlara tamamen Fransız olması.
Bütün bunlar birleşince karşımıza bir başyapıt çıkmış;
“YAZIYI BURAYA YAZINIZ”
Yazan: Örnek YAZI
Ya ben deliriyorum, ya da tüm ülke Truman Show misali bana oyun oynuyor..
Dün akşam haberlerinin yalnızca 5dakikalık bir bölümünde şöyle bir haber verildi;
-Kulüpler 55. maddede değişiklik yapılmasını istiyor-
Kulüpler Birliği’nin kalın enseli koca koca başkanları toplanmış, CHP ve MHP’yi ziyarete gitmişler ve demişler ki 55. Maddeyi değiştirin. Çünkü “Bu madde değişmezse kulüpler yakında yönetici ve başkan bulamayacaklar..” mış.

Görüntüler çok sempatik. Parti binası değil adeta şirinler köyü. Herkes el ele kol kola gülüşüyor, şakalaşıyor, çikolatalar püskevitler falan. CHP ve MHP nin 5. sınıf yöneticilerinin yüzünde, seçimden sonra ilk defa adam yerine konulmanın verdiği sevinçle güller açıyor.
Kalın enseli başkanlar “Destek sözü aldık, bu maddeyi kendimiz ekletmiştik ama şimdi pişman olduk eheh..” gibisinden açıklamalar yapıyor.
“Birlik ve beraberliğe son derece ihtiyaç duyduğumuz şu günler”deki bu güzel görüntüler içimi açıyor ve kendi kendime o maddenin ne olduğunu düşünüyorum. Çünkü haberde madde hakkında bir bilgi yok. Sadece, büyük bir hata sonucu yasaya ekletilen ve şu an herkesi rahatsız ettiği için değişmesi gereken bir madde olduğunu anlıyorum.
Kalın enselilerin büyük gülüşlerinin istemsiz bir tebessüm bıraktığı yüzümü bilgisayara çevirip “55. Madde”yi gugıllıyorum. Madde şu;
—————————————————-
(1) Müsabakanın sonucunu hukuka veya spor ahlakına aykırı şekilde etkilemek veya buna teşebbüs etmek yasaktır. Bir futbolcuya veya kulübe teşvik primi verilmesi de bu kapsamdadır.
(2) Bu hükmü ihlal eden kişiler, bir yıldan üç yıla kadar müsabakalardan men veya hak mahrumiyeti cezasıyla; kulüpler ise küme düşürme cezasıyla cezalandırılır. İhlalin ağırlığına göre küme düşürme cezasına ek olarak puan indirme cezası da verilebilir.
(3) İhlalde sorumluluğu bulunan kişi veya kulüplere ayrıca para cezası verilir.
——————————————————
Koca enseli başkanların itiraz ettiği, parti yöneticilerinin de “Bakhacaaaz, yardımcı olacaaaz” dediği madde bu. Yani Kulüpler Birliği diyor ki “Teşvik pirimi serbest bırakılsın.”
Bugünkü yazılara bakıyorum, kimsenin umrunda değil. Pek de sevmediğim Ahmet Altan’ın şu yazısı http://bit.ly/qYIScx dışında ipleyen olmamış.
15 futbol kulübünün başkanı toplanıp iki büyük muhalefet partisine gidiyor ve bir suçun cezasının kalkmasını öneriyor. Partiler de “he” diyor. Neden kimse şaşırmıyor? Ben bu partilerden birine oy ve bu takımlardan birine gönül vermiş taraftar olarak soruyorum; TAŞŞAK MI GEÇİYORSUNUZ?